
A kümesiyle B, her seferinde kesişir, kesiştirilirdi bir şekilde.
elizabet, kendini boş kümelere hapsederdi. boş kümelerle boş boş muhabbet ederdi. sesi bile yankılanırdı koordinat düzleminde. orjine dik olarak çarpan ses dalgaları elizabetin içinden geçer, elizabeti silerdi.
elizabet, çöp adamlardan arakladığı çöplerle kendine hayat verir, arta kalan atıkları da kalbinde sindirirdi hidroklorik (HCl) asitle. HCl, elizabetin kalbindeki inaktif nefreti aktif hale geçirirdi. aktifleşen nefret bir süre sonra bünyeye zarar verir elizabeti kusmaya mecbur bırakırdı.
elizabetin bazı zamanlar kendini kusmuşluğu bile vardır.
elizabetin karın boşluğunda midesi yoktu. bu durum sebebiyle, çoğu zaman dalga geçtiler elizabetle "midesiiiiz elizabeeet, midesiiiiz elizabeeeet" elizabet çirkefti, hep söylerim. onunla alay edenlerin ağızlarını açmasını beklerdi. her birinin kursağından aşağı "heves" atardı sapan yardımıyla.
heves, kursağı tıkardı. midesiz elizabet, katil oluverirdi bir anda.
elizabet, bir tek uykusunda zararsızdı; o da gözlerini kapatmadığı zamanlar.
(elizabete veda etmek üzere / birkaç karalama)-
elizabet, sözlükte lüzumsuza karşılık gelen anlamdı. elizabet, benim güneş görmeyen yanım; klavyeyle parmak uçlarımın birleştiği yerde sevimsiz bir kahramandı.
elizabet, kendini boş kümelere hapsederdi. boş kümelerle boş boş muhabbet ederdi. sesi bile yankılanırdı koordinat düzleminde. orjine dik olarak çarpan ses dalgaları elizabetin içinden geçer, elizabeti silerdi.
elizabet, çöp adamlardan arakladığı çöplerle kendine hayat verir, arta kalan atıkları da kalbinde sindirirdi hidroklorik (HCl) asitle. HCl, elizabetin kalbindeki inaktif nefreti aktif hale geçirirdi. aktifleşen nefret bir süre sonra bünyeye zarar verir elizabeti kusmaya mecbur bırakırdı.
elizabetin bazı zamanlar kendini kusmuşluğu bile vardır.
elizabetin karın boşluğunda midesi yoktu. bu durum sebebiyle, çoğu zaman dalga geçtiler elizabetle "midesiiiiz elizabeeet, midesiiiiz elizabeeeet" elizabet çirkefti, hep söylerim. onunla alay edenlerin ağızlarını açmasını beklerdi. her birinin kursağından aşağı "heves" atardı sapan yardımıyla.
heves, kursağı tıkardı. midesiz elizabet, katil oluverirdi bir anda.
elizabet, bir tek uykusunda zararsızdı; o da gözlerini kapatmadığı zamanlar.
(elizabete veda etmek üzere / birkaç karalama)-
elizabet, sözlükte lüzumsuza karşılık gelen anlamdı. elizabet, benim güneş görmeyen yanım; klavyeyle parmak uçlarımın birleştiği yerde sevimsiz bir kahramandı.