bal

bal
tadından yenmez hayallerim, acıdırlar.

Hüzün, göz falan.

click:
-hüznü gözlerinin arkasında olan kız.-

Hüznüm, gözlerimin arkasına saklanmış. Kör sinekler gibi nereye konacağını, ne yapacağını bilemeden bilinçsizce yaşıyor. Korneamdan çok hoşlandığını söylemişti geçenlerde. Pek kulak vermedim ama yüzümde hafif bir tebessüme yol açtı bu iltifatı.
...
Kapıyı kapattım, odamın karanlığını söküp atmak için ışığı açıcaktım ki, "Dur!" dedi. Ne olduğunu anlamadım yine. İlgi çekmeye mi çalışıyordu saklandığı yerden.  Devam etti, "Işığı açma."
- İyi de neden, dedim.
- Işık kırılmasın.



Yine anlamamıştım. 
- Işığı açma. Kırılmasın yazık, diye ısrar etti.
Gözyaşımla sarhoş mu olmuştu yoksa benimle kafa mı buluyordu?  "Ne saçmalıyorsun sen?" dedim. O düğmeye basmamam konusunda ısrar etti ama ben daha fazla karanlıkta oturamazdım. Lambanın düğmesine bastım, gözüm etrafımdaki nesneleri seçebiliyordu artık.

Bizim hüznün sesi kesilmişti. "Nasıl, çok kırdım mı ışığını?" dedim alaycı bir ses tonuyla. Cevap vermedi. Sarı beneğimden yatak yapmış kendine, uyukluyordu. Onunla beraber ben de uyudum.

Sabah olduğunda gözlerimi ilk defa çapaklanmamış olarak açtım. Hüznüme seslendim cevap vermedi. Sanırım terketmişti gözlerimi. Bir daha haber alamadık kendisinden.
Sadece kirpiklerime bıraktığı bir not:

Sen gözlerini açtığında çooook uzakta olacağım. Işığı bu kadar kırmamalıydın. Kör noktaya kaçıyorum, 

                                                                                                                                                hüznün.