bal

bal
tadından yenmez hayallerim, acıdırlar.

rezistansın kireçlenmiş reyiz.


40 derecede yıkanmak bize göre değildi. 
dönmekten değil de makinenin kirecini görünce kalkardı midemiz.

sen hep bozuk para kaçırırdın mekanizmaya, ben ise tel tokalarımdan birkaçını. 
makine dayanamazdı zulmümüze, 
çalışmaya başladıktan 5-6 dakika sonra tepinmeye başlardı banyonun fayanslarını çatlatırcasına.

ev sahibi gelir, bu kadar gürültü yaptığı için tekmelerdi onu. 
sessizce gülerdik 
köpükten kahkahalarımızla. gargara yaparken sabun kaçardı ya boğazımıza.


günahlarımızın da çaktırmadan beyazlarla yıkanmasını isterdik bir nebze aklan
mak adına. çamaşır suyuna bastırmayı denesek günahlarımız kırmızı plastik 
leğeni taşırırdı.
her hafta kapıyı çalmadan "makineniz ya kireçliyse, vah vah!.. gelin de bir ölçelim."
diyen mavi önlüklü tamirci en büyük korkumuz olurdu. günahlarımıza cezalar verirdi 
kendince. "kalgonla ön yıkama" en korkuncu diye düşünürdük, değilmiş.
hatırlıyor musun, seni son gördüğüm gündü. şubat ya da mart olmalıydı. yağmur yoktu.
kuru bir rüzgar, havayı çamaşır kurutmak için ideal kılıyordu.

mavi önlüklü adam rezistansı törpüledi, motoru söktü.

sonra seninle beni farklı çamaşır iplerine astı son isteğimizi sormadan.
kuru rüzgar bizi de kuruttu. yön değiştirirken, yaprak diye seni uçurdu.
alt komşunun balkonuna düştün.
son isteğim sorulsa, seninle o kirli sepetinde biraz daha çamaşır suyu içmek derdim.

Hiç yorum yok: