bal

bal
tadından yenmez hayallerim, acıdırlar.

Eyfeli gördüm, delirdim.




Lö Paris'teyim. Bir restorantın eyfel manzaralı terasındaki masaların birinde oturmuş kahvemi içiyorum. Kahve fincanından başka masada birkaç obje daha bulunmakta. 

Eskiz defteri, bir adet siyah keçeli kalem ve bir de kurşun olanından. Karikatürlerim için konu düşünüyorum, ama beynime giden sinirler kapalı.

Yarım saat kadar sonra masama ay yüzlü, kısa boylu tanıdık bir yabancı yaklaşıyor. "Merhaba, ben uzun boylu, karanlık bir adamım" diyor. İnanıyorum. Ama o inandığıma inanmıyor. Karşımdaki sandalyeye oturup kendine kahvesiz süt sipariş ediyor. "Beni çiz" diyor, "...ama profilden al, boyum ortaya çıkmasın." Mümkün olabileceğini söyleyip kalkıyorum masadan. Güneş de gitmek üzere zaten.

Hiç yorum yok: