ondörteylül 201101:38
-müzik için bir tık-
slm, mrb, ok. ders çalışıcam diye feys şifresini değiştirtip, dondurttum. ama yine netteyim, ne büyük tezat...
sosyal paylaşım adı altında, msnden sonra kullandığım tek adres burası. böyt, her neyse. benden başka kimsenin okuyacağını düşünmediğimden çok rahatım iç dökmek konusunda. ders çalışmak bu kadar zor olmamalı. üstelik ikinci sene üniversite sınavlarına hazırlanan biri için gayet kolay olmalı. bu senenin mayıs ayına kadar lys'yi önemsemedim; çalışamadım
çünkü yeteri kadar. yeteri neydi hemen belirteyim. yeteri, ilk onbinde olmaktı. fısss.
26 haziran mıydı lys-2 tarihi?.. onu bile unutmuşum. lys-1'i (matematik-geometri sınavını) hiç hatırlamıyorum, sınava girmemiş olabilirim hatta. iki sevmediğim -hocalarımı suçlamıyorum.- dersin sınavları ard arda. bir tezat daha: sayısalcıyım ama matematikle kendimi bildim bileli sorun yaşadım. geometriyle hiç samimi olmadık - uzay geometrisi hariç-. aşığım uzay geometrisine, ki çoğu sayısalcı sevmez. geometriye korku dolu gözlerle bakmazsam, bir şekilde iletişim kurabiliriz diye düşünüyorum.
şu sıralar deli gibi matematik çalışıyorum üstelik büyük bi zevkle. ama her nedense kendimi "çalışamıyorum" diye şartlandırıyorum. karman çorman beynim. söylememe gerek yok, yazdıklarımdan anlaşılıyor çünkü.
şu sıralar deli gibi matematik çalışıyorum üstelik büyük bi zevkle. ama her nedense kendimi "çalışamıyorum" diye şartlandırıyorum. karman çorman beynim. söylememe gerek yok, yazdıklarımdan anlaşılıyor çünkü.
geçmişe dönersek şayet.
10. sınıf sonunda, 11. ve 12. sınıfın tamamında dershaneye gittim ama söylenenlerin aksine hep okul derslerine çalıştım. yazılılardan yüksek not aldım. son sınıfta takdir belgesini kaptım. iyi halt ettim, hiç bir işe yaramadı diyemem. hakkımdı sonuçta. (züğürdün de tesellisi olur,
lütfen yani.)
neyse efendim, arkadaşlar arasında şöyle bir şey vardır:
(sınava 2 ay kala)
neyse efendim, arkadaşlar arasında şöyle bir şey vardır:
(sınava 2 ay kala)
- oğlum hiç zor değil, soru kalıplarını ezberledin mi, mantığı kavradın mı bitti olay. 3 ay çalışıp tus'u kazananlar var. ygs-lys nedir ki? günde 500 soru çözücem artık, program da yaparız kendimize.
(sınava 1 ay kala)
eksik olduğumuz konuları tamamlarsak kesin 500 puan yaparız. 65 de okuldan gelir. Ooo süperiz ya. Bir de burslu bi yer kazandık mı o bursla neler neler yaparız.
(sınava 1 hafta kala)
herkesin elinde son 25 yılın öss soruları ve çözümleri adlı eser vardır...
...
herkesin elinde son 25 yılın öss soruları ve çözümleri adlı eser vardır...
...
mart ayı geldiğinde rahattım. dershane netlerim yükselmiş, güvenim artmıştı. ygs'ye çok rahat girdim. sınav anında türkçede adeta destan gibi soruları gördükçe bi mide bulantısı bi tiksinme geldi anlatamam. mübarekler daha çok abartsalar 40 sayfalık roman yazıcakmış yeminle.
tabiisi de sosyal sorusu çözmeye vakit kalmadı.
matematiğe geçtim. 22 soru yaptım, 19'u doğru çıktı. hiç unutmuyorum; sınavdan 2-3 gün önce karekök yayınlarının çözümlü deneme sınavlarına bakıyorduk özgeyle. bi soru dikkatimizi çekti, çözemedik velhasıl. çözümüne baktık, anladık. yeminle aynı soru çıktı. cevabı 7 idi. soruyu okumadan işaretledim. iihihihi. ama neye yaradı, hiç bir şeye.
fizik ve kimyada kendime çok güvendim. biyoloji konuları hakkında pek fikir sahibi olamasam da elimden geleni yaptım -8 doğru kadar-. sonuç olarak 326 point almıştım. 126 binlerde idim. kötüydü tabiisi benim için.
sınav akşamı eve gelip bütün ygs kitaplarını kaldırdım, atmadım. atmadım çünkü yine lazım olacaklardı, emindim. gözümü birazcık hırs bürümüştü. sınıftaki arkadaşlarla birbirimize yaptığımız şey tam olarak "çok çalışıyo yaa, kesin kazanıcak." gözükmekti. bunu en iyi yapanlardan biri de bendim sanırım.
sınav akşamı eve gelip bütün ygs kitaplarını kaldırdım, atmadım. atmadım çünkü yine lazım olacaklardı, emindim. gözümü birazcık hırs bürümüştü. sınıftaki arkadaşlarla birbirimize yaptığımız şey tam olarak "çok çalışıyo yaa, kesin kazanıcak." gözükmekti. bunu en iyi yapanlardan biri de bendim sanırım.
saat 07:00'da ders başlıyordu ve hoca genelde serbest bırakıyordu. ben en sevdiğim dersin -fizik/kimya- soru bankasını almış, en sevdiğim konuların testini çözüyordum. çerez niyetine de 94.5 rock fm'de rabarba dinliyordum, mesut süre'ciğim kulakların çınlasın. off çok özledim o soğuk sınıfımı...her neyse. dönem sonu boyunca 3 şey yaptık.dua ettik, hayal kurduk, test çözdük/miş gibi yaptık. lys 1'i hatırlamıyorum dediğim gibi. lys 2 geldiğinde istanbul üniversitesi avcılar kampüsünde idim. kendimi babamla mühendislik fakültesini ararken buldum. çok büyüktü be hacı. avcılarda diye eziliyo kampüs. ben de avcılar kampüsünü ezenlerdenim. millet bebek, maslak, ayazağa, beşiktaş takılıyo. avcılar ne ya. çok yanlış bu yaptığım ama elimde değil.
sınava girdim, tabisi amfideydim. (amfi diye yazılıyomuş, baktım). koridor tarafındaydım. bir yan sıramda gitar kursunda tanıştığım çocuk vardı, tanımadı. ona takıldım sınav sınav. bize verilen karton kutucukları açmamız istendi, açtık. benimkinden kalemtraş çıkmadı. köpek tayyip. köpek nimet, köpek yusuf ziya, köpek ömer. öhöm, neyse. yanımdaki kızla ortak kalemtraş kullanmam istendi. eyvallah dedim.
salon görevlisiyle sürekli göz göze geldik. sen gözlüklü kızsın, zekisin maşallah der gibi bakıyordu. bilmiyordu ki fazla mantık-az bigi taktiğiyle çözüyorum her soruyu. elimde fazla bilgi olsa, seve seve böyle düşünebilirdin sayın görevli.
bunaldım, saat 12:00 çıktım sınavdan. göz göze gelip durduğum görevliye kağıtları teslim ettim. o da masada oturan beyaz saçlıya uzattı kağıtlarımı. kapıya kadar yürüdük gözgözeyle. koridora çıkınca da elini omzuma attı. "nasıl geçti bakayım" dedi. "eh" dedim, kolaydı. -gerçekten de kolaydı, hele biyoloji. nasıl 19 doğru yaptım o bilgisizlikle şaşıyorum. sonradan öğrendim ki fizikten batırmışım. 12 yanlış mı neydi-. gözgörevli, "aferin aferin, çalışkansın maşallah. zaten sende hekim tipi var. gözlükler de yakışmış." dedi. orada ona kafa atmak istedim, ama polis vardı. görüşürüzleşip ayrıldık. aman allahım ne üzücü...
eveet, binanın çıkış kapısına adımlar kalmıştı. yüzlerce öğrenci yakınını görebiliyordum.
eveet, binanın çıkış kapısına adımlar kalmıştı. yüzlerce öğrenci yakınını görebiliyordum.
ilk çıkanlardandım, herkes serbest bırakılan bir rehine gibi bakıyordu bana. babamı ararken biri adımla seslendi. kim, nereye bakmam gerekiyo, zaten kasılmış vaziyetteyim kaç kişi bana bakıyor, babam nerede gibi düşünceler zaten beni bozguna uğratmış durumda. kimsin ey kadın. bana göre sağ taraftan, odağıma bir kadın girdi. sınıf arkadaşımın annesi... aa dedim kaan da mı burada girdi sınava. "evet" dedi, sınavımın nasıl geçtiğini sordu. ben illa artistik yapıcam ya hani, "çok kolaydı!" dedim bağırmanın bir perde aşağısındaki ses tonumla. bunu duyan veliler nasıl sevindiler, kolaymış ah canııım, dediler. benim için değil tabii kendi çocukları için sevindiler.
nihayet babam geldi. kolaydı dedim ona da. gülüştük konuştuk falan derkeeeen.
anasınıfı-ilkokul -ortaokul arkadaşımın annesini gördüm, onunla da aynı faslı yaşadık.
eve geldim. boşluktaydım.
bütün günüm keşkeyle geçti.
kuzenim tıp'ı kazandı.
onun adına sevindim kendi adıma ezildim.
küllerimden yeniden doğuyorum şu sıralar. matematik'ten sayıları bile çalışamazken, çalışmaya korkarken birazdan gidip fonksiyon çalışıcam.
fonksiyon babadır, candır. kümeleri ve bağıntıları aratır. olsun...
keşkeler, belirsizlikler, düşünceler beynimi kemirirken çalışamıyordum sanırım.
hem hala nefes alıyorsak, umut var demektir.
hem hala nefes alıyorsak, umut var demektir.