17:56 onbirnisan ikibinoniki
brotsjór
elindeki dolu bardağı amuda kalkarak götürsen de dökülmez, sen yeterki bardağın içine bakma.
içimdeki boşluk iğne deliğinden bile geçer, hadi canım! deme ispatlayamazsın.
* * *
merhaba dalgaların savurduğu kahverengi deniz otu.
bugün farkettiğim şeyi biliyorsun. yalancı kahkahaların nasıl kulak tırmaladığını öğrendim. ve yalnızca bir çift kulak tıkacına sahip olsaydım, bu kadar karamsar hissetmeyecektim şuan kendimi. ellerimle kulaklarını kapatsaydın deme. elimde bir akvaryum vardı, onu bırakamazdım.
merhaba güneşin kurutacağı ıslak kumsal. bugün sırf o kahkahaları bastırmak için çığlık atmak istedim ama yapamadım. elimde camdan bir akvaryum vardı, bağırsaydım öyle çok ses çıkacaktı ki, onu çatlatıp kırmaktan korktum.
merhaba yosun ve beni sarhoş eden yosun kokusu... bugün sizin tadınızı öğrendim. gözyaşlarım da çok tuzluydu... silemedim. elimdeki cam akvaryumun içinde bir balık vardı, ağladığımı anlasın istemedim. yaşlarım karıştı onun suyuna, solungaçlarına doldu... kısa bir süre sonra suyun üstüne uzanmış huzurlu görünüyordu.
ve son kez sana da merhaba petşop sahibi, bana yeni bir japon balığı verir misin?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder